11 Ekim 2010 Pazartesi

Uwe Ommer’in DO IT YOURSELF sergisi 30 Kasım – 15 Ocak arasında izlenebilecek



DÜNYACA ÜNLÜ FOTOGRAF SANATÇISI UWE OMMER

30 KASIM’DA GALERİ BARAZ’DA




Uwe Ommer’in DO IT YOURSELF sergisi
30 Kasım – 15 Ocak arasında izlenebilecek


Alman asıllı fotograf sanatçısı Uwe Ommer Paris’te Galeri KİRON’da sergilemiş olduğu  Do it yourself erotik fotograf sergisini 30 Kasım’da İstanbul’da açıyor.

Roxane ve Cüneyt Ayral’ın kürtörlüğünü üstlendiği Do it yourself sergisi İstanbul Kurtuluş’taki tarihi Baraz Galerisi’nde Ayral Consulting Art & Entertainment Agency tarafndan düzenleniyor.

Uwe Ommer konsept sergileri ile tanınan bir fotograf sanatçısı. 1000 Aile başlığı ile yapmış olduğu ve dünyanın dört bir yanında açılmış olan sergisinin çalışmaları sırasında Türkiye’nin çeşitli yörelerindeki ailelerin de fotograflarını çekmiş olan sanatçının Do it yourself sergisi Türkiye’de açacağı ilk sergi.

Erotik fotografın yaşayan birkaç ustasından birisi olan 67 yaşındaki usta sanatçı 1962 yılında dil öğrenmek üzere geldiği Paris’e yerleşmiş ve ünlü reklâm fotografçısı Jean Pierre Ronzel’in asistanı olarak çalışmaya başlamış, aynı yıl Photokina’da almış olduğu genç yetenek ödülü, onun bu sanata gönül vermesine neden olmuş. Dünya’da 130 ülkeyi gezerek ailelerin fotograflarını çekmiş ve 20inci yüzyıl için önemli bir belgesele imza atmış olan Uwe Ommer’in Taschen Book yayınları tarafından yayımlanmış pek çok eseri var.



 

10 Ekim 2010 Pazar

ZOR GELİYOR

http://www.ekonomigundemi.com/haberdetay.asp?ID=2368


“HAYIR” yazısının ardından hiçbirşey yazmayıp, beklemeyi yeğledim.

Bekledim ve artık bu konuda birşey yazmamam gerektiğine karar verdim.

Şimdi yeniden yurt dışına çıkıp, Türkiye’ye uzaktan bakmanın zamanıdır diye düşündüm. Öyle yapacağım...

Gazeteleri internetten izlemenin en önde gelen sıkınıtsı ölüm ilanlarını izleyememektir.

İşte  bu yüzden 65 yaşında kaybettiğimiz usta gazeteci ve çevirmen Turhan Ilgaz’ın ölüm haberini geç duydum.. Gazetelere bakmadığım iki gün içinde ölüp gitmiş Turan ağabey.

Haber Türk gazetesi yayına başladığı günlerde, orada çalışmya başlamış ve gazetede görüşmüştük. Kanserdi, ayrılmış olduğu eşinin ona nasıl iyi baktığını ve şimdi çalışacak kadar iyi olduğunu söylemişti. Aradan kısa bir zaman geçtikten sonra, başka bir nedenle telefon ettiğimde, gazeteden ayrıldığını ve yine Güney’e çekildiğini, İstanbul’un onu hırpaladığını söylemişti.

Turhan Ilgaz, 70’li yılların Ankara Cumhuriyet Gazetesi bürosunda çalışırken, benim ilk haberlerimi Milliyet Ankara bürosunda rahmetli Orhan Duru yayımlıyordu. Turan ağabey ise ona götürdüğüm yazılarımı okuyucu mektuplarına koyduruyordu. Her karşılaştığımızda da, yazmış olduklarımdaki yanlışları söylüyor, beni gazeteciliğe eğitiyordu.

O günlerde yazmakta olduğum Türkiye – Japonya üzerine karşılaştırmalı bir ekonomi dizisi için bana verdiği kitabını hiçbir zaman geri vermedim ve daha yenilerde onunla konuurken, özel tarihimde ilk kitabını çaldığım insan olduğunu söylemiş, helâl ettirmiştim.

Rahmetli annesi, annemin çocukluk arkadaşıydı, nnem ölüm haberini duyduğunda “ben onun doğduğu günü anımsıyorum” dşyerek erken ölümün altını kalın çizgilerle çizdi.

Turan Ilgaz’ın ölümü, bir insanın kaybı değildir. Türkiye’de yetişmiş az sayıdaki “gerçek gazeteci”lerden birisinin kaybıdır...

Daha bu ölüm haberinin yasını tutamadan, bir İstanbul Beyefendisinin ölüm haberini aldım.

Yasef Yoaf Türkiye’de bundan yıllar öncesinde teknisyen olarak hemen hemen tüm Anadolu’yu dolaşmış olan bir musevi vatandaşımızdır.

Benim özel tarihimde, yaşamla mücadelemi kolaylaştırmış, bana arka çıkmış, maddi ve manevi olarak en zor günlerimde yanımda olmuş bir dost olmanın yanısıra, Yasef Yoaf artık sonu gelmiş olan gerçek İstanbul beyefendilerinden birisiydi.

Yasef, iyi yemek yemeyi bilir, klâsik müziği iyi anlar, çeşitli kolleksiyonlar yapar ve sürekli olarak belli konularda bildiklerini anlatarak çevresine ışık saçardı.

Zaman zaman Güney Fransa’daki evine gider, bilgi birkiminden oradaki dostlarını yararlandırır, ardından İstanbul’a gelip kendi içine dönük sesiz sedasız yaşamını sürdürürdü.

Yasef Yoaf ile Harbiye’deki Borsa lokantasında buluşurduk. Her yemeğin ardından “tatlı yemeyecek misin?” diye şaşırır ve kendi tatlısını söylerdi.

İstanbul, bir İstanbul’luyu yitirdi. Bir bilgi birikimi daha toprak oldu.

O, Anadolu’da genç bir musevi olarak, yıllar önce yaşamış olduklarını israrlarımı dinleyip kaleme alabilmiş olsaydı eğer, bugün içine düştüğümüz etnik ayrımcılık, dinsel bölünmeler vb saçma sapan konuların ne kadar yersiz olduğunu ilk ağızdan öğrenebilecektik, oysa o bugün gelinen noktayı ve insanların okumaktan ve kültürden uzaklaşmışlığını öne sürerek, topluma olan kırgınlığını anlatmış ve yazmasının bir yarar getirmeyeceğine karar vermişti.

Yasef Yoaf’ın kimliğini 2004 yılında yayımlamış olduğum ve kendisinin de okumuş olduğu YOLCULUK kitabında ölümsüzleştirmiş olduğum için seviniyorum en azından.

Ölümlerin ardından yazmak zor geliyor ama tarihe not düşmediğimiz zaman da toplumsal belleğimiz gitgide zayıflıyor.

9 Ekim 2010 Cumartesi

NOBEL BARIŞ ÖDÜLÜ HAPİSTEKİ PEN BAŞKANI’NA

 2010 Nobel Barış Ödülü Çin’de hapiste bulunan yazar Liu
 Xiaobo’ya verildi. 

Çin Edebiyatı alanında doktorası olan ve 1989’daki demokrasi
eylemleri üzerine üniversiteden atılan yazar Bağımsız Çin PEN
Merkezi’nin önceki başkanı. 

Sık sık göz altına alındı, 1990'larda üç yıl çalışma kampında
tutuldu. 
Liu Xiaobo siyasal reformlar ve insan hakları için 2008
Bildirisi’ni hazırlayan aydınlardan biri. Bildiride şöyle
deniyor: “Fikirlere suç muamelesi yapmaktan kurtulmalıyız.”
Bildiri Çin’de 10.000 kişi tarafından imzalanmış bulunuyor.  Liu
2008 sonunda tutuklanmış, altı ay sonra “hükümeti lekelediği,
devleti ve sosyalist sistemi yıkmaya dönük girişimlerde
bulunduğu”  gerekçesiyle suçlanıp 11 yıl hapse mahkûm
edilmişti.  

Yazarın Nobel Barış Ödülü Çin’deki pek çok aydın
tarafından desteklenmiş, Çin hükümetinin tepkisine ve “ödül
verilirse Norveç ile ticarî antlaşma yapmama” tehdidine yol
açmıştı.

 Uluslararası PEN Başkanı John Ralston Saul ödül kararını
 destekleyen bir açıklama yaptı. Çin’de 40’tan fazla yazar ve
 gazeteci demokratikleşme taleplerinden ötürü hapiste.
 Uluslararası PEN Çin’e çağrıda bulunarak 11 yıllık hapis
 cezasını çekmekte olan  Liu Xiaobo’nun serbest bırakılmasını
 talep etti.

tgunersel@gmail.com  0 538 821 75 40
 

30 Eylül 2010 Perşembe

Dünya Yazarlar Birliği PEN yönetimi Tokyo’da belirlendi


     Edebiyat, ifade özgürlüğü ve yazarlar arası iletişim için 1921’de kurulan PEN’in 76. Uluslararası Kongresi 27-30 Eylül günlerinde Tokyo’da 90 merkezin katılımıyla yapıldı. Uluslararası Yönetim Kurulu’ndaki 4 yer için 13 aday vardı. Tanıtım ve konuşmaları izleyen oylama sonucunda Norveç’te sürgünde olan Philo Njeri İkonya (Kenya PEN), Haroon Siddiqui (Kanada PEN), Gil-won Lee (Kore PEN) ve Tarık Günersel (Türkiye PEN) seçildi. Böylece Günersel Uluslararası PEN Yönetim Kurulu’na Türkiye ile Yakın Doğu’dan seçilen ilk yazar oldu.  Yeni Uluslararası PEN Genel Sekreteri ise Takeaki Hori (Japonya PEN). Geçen yıl Linz’de yapılan kongrede seçilen Uluslararası Başkan John Ralston Saul (Kanada PEN) görevini sürdürüyor.

     Edebiyat etkinlikleri ile zenginleşen kongrenin Temsilciler Meclisi toplantılarında Çin, İran, Küba, Meksika, Rusya, Türkiye ve Vietnam eleştirilen ülkeler arasında yer aldı. Günersel’in Türkiye ile ilgili önergesi desteklendi: Eleştirel çağrıda PEN üyeleri Muharrem Erbey, Ragıp Zarakolu ve Pınar Selek’in durumları ile Mustafa Balbay gibi tutuksuz yargılanabilecek gazetecilerin mağduriyetlerine değiniliyor, laiklik konusundaki kaygılara, Kürt yurttaşların haklarına ve YouTube yasağı ile 301. Maddeye yer veriliyor ve Türkiye hükümeti ve bütün ilgili kurumlar demokrasiyi derinleştirmeye davet ediliyor. Çağrı hükümete resmen iletilecek ve uluslararası medyada duyurulacak.     



Kuruluş hazırlığı tamamlanan Kamboçya PEN Merkezi oy birliğiyle PEN kulüpleri arasına katıldı. Alkışlarla kutlanan Kamboçya PEN Başkanı Sreang Hang 1970lerde Kızıl Kmerler tarafından öldürülen aydınlardan birinin oğlu.
Hapisteki Yazarlar Komitesi bağlamında düzenlenen bir toplantıda davet edilen (ve dönünce hapse girmemek için takma adla katılan) Çinli yazar  ülkesindeki eleştirel aydınlara yapılan baskılardan örnekler verdi; karakoldan gelen ‘çay davetlerine’ değindi, bunun sorgu anlamına geldiğini mizahi bir üslupla açıkladı.   
1936’da Japonya’da güçlenen militarizme karşı duyarlı yazarlarca kurulan Japonya PEN Merkezi 1956 ve 1984’ten sonra üçüncü kez kongre düzenlemiş oluyor. 3000 üyesi ve verimliliği ile en güçlü PEN merkezleri arasında.



2011 PEN Kongresi Sırbistan PEN Kulübü’nün evsahipliğinde Belgrad’da yapılacak. 1926’da kurulan kulübün 100 üyesi var.




Tarık Günersel









17 Eylül 2010 Cuma

TARIK GÜNERSEL DEMİŞ Kİ....

SON DAKİKA...SON DAKİKA...SON DAKİKA...SON DAKİKA...SON DAKİKA

TARIK GÜNERSEL 
ULUSLARARASI PEN YAZARLAR BİRLİĞİ 
YÖNETİM KURULUNA SEÇİLDİ
28. Eylül 2010








NEVVAL'İN YENİ KİTABI ÇIKMIŞ... DAHA FAZLA ÖZGÜRLÜK ...

http://www.nevvalsevindi.com/yeni/daha-fazla-ozgurluk/



7 Eylül 2010 Salı

MORKOÇ, İLK SERGİSİNİN AÇILIŞINDA TÜM ESERLERİNİ SATTI

Bugün (6 Eylül 2010) Beyoğlu The Hall de açılan genç sanatçı Merve Morkoç, sergilediği 10 eserinden 7 sini satışa sunmuştu. Serginin açılışı ile birlikte tüm tablolarını satan sanatçı ayrıca bu serginin devamı niteliğinde 5 eser de sipariş alarak ciddi bir başarıya imza attı...

Merve Morkoç küratörleri Roxane ve Cüneyt Ayral ile

Küratölüğünü Roxane ve Cüneyt Ayral'ın üstlendiği EROTİK ÜÇLEME sergi dizisinin ilki Koray Erkaya'nın fotografları ile açılmış, ardından Mehmet Sağbaş'ın tuvalleri sergilenmişti. Üçlemenin sonuncusu olan grafitti anlayışı ve tekniği ile çalışan Merve Morkoç sergisinde üç at başını satış dışı tutarak sergiledi. Balon üzerine boyama ile yaptığı bu denemeleri daha sonraki sergilerinde geliştireceğini söyleyen sanatçı romantik suçlular diye nitelenebilinecek resşmleri için her zaman sayı adlar koyuyor. Resimlerindeki sayıların sırrını açıklasa da gerçeklerini pek anlatmayı sevmeyen Merve Morkoç yaşamını resim sanatına adamış genç sanatçılardan...

Sergiden bir salon


Sergiyi gezen ünlü sanat adamı Yahşi Baraz, ressam Bedri Baykam ve şair Tarık Günersel Merve Morkoç'un çok başarılı olduğunu ve gelecek vaad eden sanatçılar arasında sayılması gerektiğinin altını çizdiler.

Merve Morkoç Bedri Baykam ve Cüneyt Ayral ile


İstanbul sanat çevresinden pek çok ressam ve yazarın da katıldığı açılışta Ottoman Antakya ve Efe Rakı ikram yaptılar...

Merve Morkoç eseri hakkıda Yahşi Baraz'a bilgi verirken



Merve Morkoç. annesi ve konukları ile



Akordeon ve Bandonyon kolleksiyoneri Dikran Özabacıyan, Ressam Melek Atakan ve Şair Tarık Günersel sergide sohbet ederken


Merve Morkoç'un sergilenen eserlerinden birisi
Roxane - Cüneyt Ayral Kolleksiyonu

Fotograflar: Burak Çimen / Buz Prodüksyon