6 Haziran 2011 Pazartesi

REŞAT ÖNAT ÖLMÜŞ


ANLATMASI ÇOK AMA ÇOK ZOR BİR ÖYKÜDÜR REŞAT ÖNAT..

RV RESTAURNAT KURULDUĞU ZAMAN ANKARA'DA KATİP OLARAK BENİ İŞE ALANDIR.. 


TODAİE/SEVK VE İDARE YÜKSEK OKULUNDA BOYKOTA GİTTİĞİMİZDE GECENİN KÖRÜNDE BOYKOTTAKİ ÖĞRENCİLERİ BESLEMEK ÜZERE KARAVANAYI KAYNATAN REŞAT ÖNAT'TIR. BANA MUTFAĞIN TADINI, HEYECANINI ÖĞRETEN, ADABINI ÖĞRETEN DE REŞAT ÖNAT'TIR..
YAŞAMINDA PEK ÇOK SIKINTIYI ÇEKMİŞ, AMA AYAKTA DURMAYI BECERMİŞ, ANKARA'NIN YAKIN TARİHİ DE REŞAT ÖNAT'TIR...

ÖLMÜŞ!...

ARDINDAN ANLATILACAK OLAN NİCE ÖYKLÜ İLE YAŞAYACAKLARDAN BİRİSİDİR REŞAT ÖNAT...

TANRI ANKARA'YA SABIR VERSİN...


2 Haziran 2011 Perşembe

YENİ ROMANIM YAYIMLANDI



Ç  I  K  T  I

http://www.bencekitap.com.tr/

SEÇİM SONUÇLARI


Eğer seçim sonuçları kamuoyu araştırma şirketlerinin dediği gibi çıkar da, AKP yeniden iktidar olursa, o zaman olacakları not etmekte yarar var.

Gazeteci Abbas Güçlü, enti püften bir nedenle suçlu bulunacak ve elbette gazetecilik faaliyetleri dışında olduğu söylenecek olan, bu yeni suçundan ötürü, hapishaneyi boylayacak... Üstelik suçu kendisine söylenmeden ilk beş altı yıl kadar tutuklu olarak kalacak, sonrasında da Allah kerim !...

Memlekette muhalefet yapmakta olan gazeteler derhal satışa çıkartılacak ve iktidardan yana yayın yapmaya söz vermiş olan iç ve dış sermaye sahiplerine satılacak.

İş adamı İnan Kıraç, CHP’nin tek başına iktidar olacağını söylemiş olduğu için inanılması güç bir vergi kontrolünden geçirilecek ve o, ne kadar düzgün kayıtlara sahip olursa olsun, aklının ucundan bile geçemeyecek kadar dev bir vergi cezası ile karşı karşıya kalacak, sallanacak, fabrikalarını devlete devir edip, belki de bu memleketten kaçacak... Onu bazı diğer arkadaşları, daha akıllı davranarak takip edecekler ve var olan işlerini yurt dışındayken satacaklar, huzura kavuşacaklar.

Memleketteki heykeltraşların hemen hemen hepsi, kendi arzuları ile sürgüne gidecekler ve hali hazırdaki tüm heykeller UCUBE ilân edilecek.. Ucubeleri savunmaya kalkışan sanat erbabı da muhtemelen sokaklarda bıçaklanacak ve hastahaneye kaldırılmak üzere, artık taksi bile bulamayacak !...

Türkiye’nin önde gelen tiyatrocuları, ya diğer Türkçe konuşan ülkelerde kendilerine tiyatrolar kurup, yaşamayı deneyecekler, ya da bu mesleği bırakıp musluk tamirciliği, baca temizleyiciliği vs gibi işler öğrenip, yaşamlarını sürdürecekler, çünkü onlar aslında sanatçı değil, sanatçı müsveddeleridir!...

Arkeolojik kazılar yaparak ülkenin kültürel değerlerini ortaya çıkartmaya uğraşanların hepsinin faaliyetleri durdurulacak ve bundan böyle çanak çömlek ile uğraşıp, yatırımların yavaşlamasına neden olanlar memleketten “tard” edilecekler. Elbette Haydarpaşa Garı derhal otel ve iş merkezi ve hatta AVM’ye dönüştürülecek, hatta Sirkeci Garı’ndan ve Sirkeci Postahanesinden de turizm amaçlı yatırım için derhal yararlanılacak.

Elbette, seçimlerden hemen sonra, AKP’nin çekmecesinde duran yeni Anayasa taslağı ortaya çıkacak ve toplumda bir aralık tartışılır gibi yapıldıktan sonra, olduğu gibi kabul edilecek. Bahçeli ve Kılıçdaroğlu ise haklarında ortaya atılan kasetlerden ötürü, bu konularla uğraşmaya zaman bile bulamayacaklar..

Anayasanın yeni maddelerine göre seçim kanunu yeniden düzenlenecek ve baraj %25’e yükseltilirken, siyasi partiler kanununda yapılacak değişim ile  milletvekili adaylarının doğrudan genel başkanlar tarafından atanması sağlanacak, hatta Devlet Başkanına bu adayları veto yetkisi bile verilecek.

Doğu ve Güneydoğu’da çıkması muhtemel isyanlar, aynı Muhteşem Yüzyıl televizyon dizisindeki Yeniçeri isyanları gibi bastırılacak ve memleket sakin, sessiz ve huzurlu hale geliverecek...

Domino etkisi gibi saçma sapan söylemlerin dolaşıp durmaması için de Türkiye’ye özel bir internet sistemi getirilecek ve “www” sistemine giriş tümüyle değiştirilerek “akp” sistemine geçilecek ve internette dolaşım için ampul şeklinde mouse kullanmak da zorunlu olacak.

Elbette geçilecek olan başkanlık sistemi ile yeni düzenleme de yapılıp, başkanlığın babadan oğula geçmesi sağlanacak... Hatta başkanın resmi oturumlarda KAVUK giyinmesi adet haline getirilecek.

AB vs gibi saçma sapan söylemlerden derhal vazgeçilecek, bu konuda kurulmuş olan bakanlık, müşavirlik, genel müdürlük vs gibi kurum ve kuruluşlar fes edilecek, böylece bütçeye gelir sağlanmış olacak.

Vergi sistemi değiştirilip “salma” sistemine dönülecek.

Ben not etmiş olayım da...

Bu arada unutmadan söylemeliyim, şu kavuk varya kavuk, eskilerin dediğine göre kefenini başının üzerinde taşımak demekmiş!

30 Mayıs 2011 Pazartesi

ANKARA'DA VÜS'AT O. BENER PARKI AÇILIYOR



Vüs'at O.Bener bizim evde İstanbul'da yemekte

Çok karlı bir Ankara sabahında, aynı kurumda çalışmakta olduğumuz Vüs’at Bener’i almak üzere evine gitmiştim.

Geniş pencerenin önünde dışarı bakıyordu. Ben de günün ışımasını seyrediyor sanarak “hadi gel usta, gidiyoruz!” diye seslenince, eliyle işaret edip yanına çağırmıştı beni ve ilerideki çocukları göstererek “ölüm karası önlükleri ile çocuklar, gidiyorlar!” demişti..

Vüs’at O. Bener Türkçeyi büyük bir ustalıkla kullanmayı başarmış ve bir cümleye pek çok anlamı yükleyebilme ustalığını göstermiş, çağımızdan yarına kalacak ender yazarlarımızdan birisidir.

Onu, uzun yıllar küskün yaşamış olduğu edebiyat dünyasına, Enis Batur’un arzusu ve benim israrlarım sonucunda yazmış olduğu “Böyle Buyurdu Decartes” öyküsü ile geri çağırmış olmanın kıvancını yaşarım her zaman.

Ayrıca Abdi İpekçi ödülünü almış olmasına karşın uzun yıllar yayımlanmamış olan İpin Ucu oyununu da ilk yayımlayan yayıncı olmanın da onurunu taşıdığım için seviniyorum..

Bugün, Vüs’at O. Bener’in adı uzun yıllarını geçirdiği Ankara’sında bir parka verilerek ölümsüzleştiriliyor.

Bu parka gelen çocuklar bu adı merak edecekler ve araştıracaklar. Karşılarına Türkçe’nin büyük bir abidesi çıkacak... Ben o abidenin yanında yaşamış, ondan çok şey öğrenmiş, dostu olmaktan büyük onur duymuş birisi olarak Çankaya’lılara teşekkürü bir borç biliyorum.

Cüneyt Ayral


Vüs'at O.Bener bizim evde İstanbul'da yemekte



19 Mayıs 2011 Perşembe

http://www.bencekitap.com.tr/



OKUDUNUZ MU?

http://www.bencekitap.com.tr/

17 Mayıs 2011 Salı

ATEŞLE OYNUYORLAR


Bir ülkede 8 yılı aşın süreyle iktidarda olup, akan kanı durduramayan bir hükümet varsa ve halâ istifa etmeyi düşünemiyorsa, “ben bu işi beceremedim” diyemiyorsa, halkın buna cevabını sandıkta vermesi beklenir.

Eğer halk buna cevap veremiyorsa, o zaman da şapkamızı önümüze alıp düşünmemizin zamanı gelmiş demektir.

Sorun hiç bir zaman halkta değildir, halka sunulanın, biçim ve kalitesi gözden geçirilmelidir, özgür insanlar mı yetiştirilmektedir? Yoksa “tab’alaştırılan” bir halk mı gözlemlenmektedir?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son konuşmalarında, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu “Alevi” kimliği ile köşeye sıkıştırmaya çalışıyor ve sanki Alevi olmak suçmuş, yanlışmış gibi davranıyor. Bu oyununun ne kadar tehlikeli bir oyun / söylem olduğunu da umursamıyor. Türkiye’de mezhep ayrılığını körüklemenin nelere neden olabileceğini düşünemiyor ya da düşünüyor ama umursamıyor.

Türkiye AKP’nin 8 yılı aşan iktidarı sırasında Kürt / Türk diye bölündü, türbanlı / türbansız diye bölündü, Ergenekoncu olan olmayan diye bölündü, kıyı kentleri ve diğer kentler diye bölündü... Türkiye her konuda birleşmesi gittikçe zorlaşan bir biçimde bölündü.

Bu bölücü zihniyet AKP tarafından israrla seçim meydanlarında sürdürülüyor. Bunun yaratacağı sıkıntıları, varacağı noktayı göremeyen, görmek istemeyen, göz ardı eden AKP’nin, seçim çalışmalarının odaklandığı noktayı, ancak “benden sonra tufan!” Anlayışı olarak değerlendirmek mümkündür.

Başbakan çıkıp “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur, Kürtlerin sorunları vardır” diyebiliyor, seçimlere çok az zaman kala öldürülen 12 PKK’lının cesetleri toplanmıyor ve halk buna sahip çıkıyor.. Doğu ve Güneydoğu’daki kentlerde neredeyse bir “isyan” halini alan eylemler durulmuyor, bir yandan halkın güvenliği, öte yandan seçim güvenliği tehlikeye giriyor ve hükümetin kılı kıpırdamıyor.

Başbakan tüm söylemlerinde “benim bakanım, benim memurum, benim vatandaşlarım..” vurgusunu yapıyor ve kendisini ülkenin “sahibi”, “tek patronu” olarak görüyor, daha henüz doğru dürüst tartışmaya bile açılmamış olan “başkanlık sisteminin” beyin yıkamasını yapıyor. AKP Genel Başkanı her söylemi ve davranışı ile ATEŞLE OYNUYOR !

Televizyonlara çıkan AKP milletvekili adaylarının hemen hemen hepsi, konuşmalarında “Sayın Başbakanımızın dediği gibi..” diye başlayıp, aynı şekilde bitiriyorlar söylemlerini, yani Recep Tayyip bey partisi içindeki “beyin yıkama” operasyonunu tamamlamış anlaşılan, vezirlerin tümü, tam bir “biat” içindeler ve “kelle koltukta” seçime giriyorlar.

16 Mayıs 2011 Pazartesi

HEM SUÇLU... HEM GÜÇLÜ...




Başbakan  Recep Tayyip Erdoğan, meydanlardan halka yaptığı açıklamalarda, bazı eski milletvekillerinin ve bakanların yeniden aday gösterilmemelerinin nedeninin “yolsuzlukları ve şaibeli durumları” nedeniyle olduğunu açıkça BEYAN ETTİ, kendi miting meydanlarında, onu dinleyen kendi kitlesine böyle bir itirafta bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu ise, yine meydanlardan, Başbakanın söylediği ama isim vermediği kişilerin adlarını açıkladı (http://www.ekonomigundemi.com/haber/Kilicdaroglu-5-bakanin-ismini-verdi/48668). Bu eski milletvekili ve bakanların neler yapmış olduklarını da Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasını istedi/ istiyor / istemeyi de sürdüreceği anlaşılıyor...

Recep Tayyip bey ise hiiiç, ama hiç bu konuda kılını bile kıpırdatmadan ağzına geleni söylemeyi sürdürüyor. Acaba Recep Tayyip bey seçmenleri APTAL YERİNE KOYMAK MI İSTİYOR ? Ve Türk Halkının enayi olduğunu mu sanıyor?

Seçimlerin öncesinde her siyasi partinin bir tek amacı vardır, o da iktidar olmak.. Ancak bu yarışta özellikle gerçek demokrasilerde ana muhalefetin, iktidar partisine, halkın gözü önünde hesap verme zorunluluğu vardır. Kemal Kılıçdaroğlu bu meşru hakkını kullanmak istiyor ve başbakanı “başbakanın seçeceği bir televizyon kanalında” karşılıklı konuşmaya çağırıyor. İleri demokrasi söylemini bir süredir tatile çıkartmış olan Recep Tayyip Erdoğan’ın bu isteğe, bu meşru hakka cevap vermeyişini anlamak mümkün değil...

Türkiye’nin yetiştirdiği iyi ekonomistlerden birisi olan Prof. Hurşit Güneş, ekonomimizde çanların çaldığını söylüyor (http://www.ekonomigundemi.com/haber/Gunes-Tehlike-canlari-caliyor/48686) .

Meydanlarda, Türkiye’nin bir önceki seçimlere göre, neredeyse %65’i ekonomik sıkıntıdan, parasızlıktan, yaşamanın zorluklarından dert yanıyor, Recep Tayyip bey de kalkmış bu insanlara dev projelerinden söz ediyor.

İnsanlar sokaklara çıkmış internette uygulanacak olan sansüre karşı çıkıyor (http://www.ekonomigundemi.com/haber/10-kentte-sansur-eylemi/48670), özgürlüklerine sahip çıkmak istiyor ve yeniden iktidar olurlarsa eğer, AKP’nin sosyal medyadan ne kadar çok korktuğunu belgeliyor, ama AKP nin miting meydanlarında, Recep Tayyip beyden  bu konuda ses seda yok.!

Seçimlere odaklanmış olan AKP, meydanlardan halka seslenirken, Türkiye’nin önündeki Avrupa Birliği vizyonundan söz etmektense, yeni dev limanlardan, yeni boğazlardan/kanallardan söz etmeyi tercih ediyorlar. Acaba AB deki işler iyice sarpa mı sardı da hiç bu konuya değinmiyorlar?

Bu listeyi daha da uzatmak mümkün...

Bana öyle geliyor ki, Recep Tayyip bey bu işin sonunun geldiğini hissediyor, çünkü uzun zamandır önüne gelen kamuoyu yoklamalarından hiç söz etmiyor, fakat sokaktaki insan, bilgi işlem sistemlerinin belirleyeceği seçim sonuçlarına kuşkuyla bakacaklarını da yüksek sesle söylemeye başladılar.