AŞAĞIDAKİ YAZI

YAYIMLANDI
Bundan hemen hemen bir yıl önce başlamış olduğumuz “sanat” işimizin nedenini bize soran çok oldu.
Kızım Roxane Ayral “Sanatı ve sanatçıyı daha iyi anlatabilmek, destekleyebilmek, önlerini açabilmek için” diye yanıt veriyor bu soruya. Çünkü bu işe başlarken, Türkiye’deki genç sanatçıları desteklemeyi ve onların önlerini açmayı amaçlıyorduk, ayrıca yurt dışından ve özellikle de Fransa’dan ustaları getirmeyi planlıyorduk, ancak ustalara ulaşmak ve onları getirebilmek hayal gibiydi, fakat uğraşacak ve bunu başaracaktık.
İlk iş olarak İstanbul Beyoğlu’ndaki The Hall’de (Küçük Bayram Sokağında) bir erotik üçleme tasarladık, çünkü Koray Erkaya’nın erotik fotograflarını sergilemek istiyorduk ve onun sergisinin yalnız kalmasını istememiştik. Bu nedenle, yaptığımız araştırma sonucunda Mehmet Sağbaş’ın ve Merve Morkoç’un eserlerini sevdiğimize karar verdik. Bu üçlemenin ilk iki tanesi, yani Koray Erkaya ve Mehmet Sağbaş sergileri İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti logosunu alabildi (para pul aldığımız sanılmasın sakın, kuruş almadık, yalnızca logo kullanım hakkını aldık), ancak sonuncu sergimiz Merve Morkoç sergisini yeterli bulmadılar 2010 cular ve logolarını vermediler. Gelin görün ki, Merve Morkoç sergisi açıldığından bir saat sonra tümüyle satılmış ve bitmişti. İlk şaşkınlığımızı burada yaşadık, yani Türkiye’de sanat ne kadar anlaşılıyor sorusunu sorgulamaya başlamıştık..
Bu sergilerin ardından seçmiş olduğumuz on genç Türk ressam ve seramikçisinin Paris’te sergisini açmaya karar verdik. Koray Erkaya ve Merve Morkoç sergilerinden edindiğimiz üç beş kuruşu böyle değerlendirebilir ve bu işe başlarken kendimize verdiğimiz sözü tutabilirdik.
Bu arada bizi kim destekler, bu eserler nasıl gider, nasıl geri döner sorularının cevaplarını aramaya başladık.
Türkiye’nin en büyük ikinci lojistik kuruluşu olan Reysaş’ın yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, bu sorunumuzun sorun olmadığını ve bizi taşıyacağını söyledi. Ray Sigorta ve Nart Plus aralarında bir değerlendirme yapıp, sigorta işlerimizi üstlendiler, destekçimiz oldular. Aynı türden bir desteği Aktif İleti’den de aldık. Yaptığımız işlere inanan Mehmet Alişan, Pegasus Hava Yollarını ikna etti ve destekçimiz olmalarını sağladı. Can Onat, Mas matbaası, Apa Ofset, Brandista Reklam evi, yani Şair Bahadır Bayrıl da zaman zaman sıkıntılarımıza çözüm üretenler arasındaydılar. Özden Karaevli kokteyllerimizde içki sorunu yaşamayacağımızı ve Divino şaraplarının bizi destekleyeceğini söyledi, Efe Rakı da hükümet işleri karışıtırana kadar her sergimizde yanımızda oldu.. Mazlum ailesi Antep Mutfağı ile zaman zaman sergilerimize ayrı bir lezzet getirdiler, Aybars deseniz her sıkıştığımızda yanımızda oldu, grafik tasarımlarımızı düzeltti, Burak Çimen ve ekibi ise her yaptığımız işi hem filime aldı hem de fotograflarla belgeledi, belgeliyor...
İşte bu destekleri ve destekçileri arkamıza aldıktan sonra Paris’e gittim ve Türkiye’nin Fransadaki Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu’nun kapısını tıkladım. İşin içinde genç sanatçılar ve onları destekleyenler olunca toplantımız, buluşmamız 15-20 dakika sürdü, sürmedi ve ben kendimi Paris’teki Turizm – Kültür ofisimizde buldum. O günlerde büronun başında Enis Tulca vardı. Bir dediğimiz iki edilmedi ve geçtiğimiz yıl 04 Kasım’da on Türk sanatçısının sergisi hayli kalabalık bir konuk kitlesi ile Büyükelçimiz tarafından açıldı Paris’te. Bu arada görüştüğüm KİRON Vakfının galerisi de burada açmış olduğumuz Koray Erkaya sergisini beğenip davet etmişti. O sergiyi de Aralık 2010 ‘un başında açtık, 3 hafta planlanan sergi ilgi nedeni ile bir hafta daha uzatıldı ve Ocak ayının 07 sinde kapandı, tam Türkiye’ye geri dönecekken, bu kez de her yıl Fransa’nın Arles şehrinde yapılmakta olan Avrupa Uluslararası Nü Fotograf Festivali’ne onur konuğu olarak davet edildi.
Artık hızla çalışmaya ve başarmaya başlamıştık, ünlü Alman asıllı fotograf sanatçısı Uwe Ommer ile anlaşmış ve onun sergisini çoktan Baraz Galerisi’ne getirmiştik bile. Sergi Nü Fotograflardan oluşuyordu, basınımızın hayli ilgisini çekti, bütün gazeteler, dergiler yayımladılar hemen hemen, ama Televizyonlar açılışa gelmelerine karşın “RÜTÜK Korkusundan” çekim bile yapmadan gittiler.
Roxane bu arada Nicole Lambert’e ulaşmış ve yapmakta olduklarımızı anlatmıştı, Uwe Ommer Sergisinin başarısından ötürü de Yahşi Baraz bizi desteklemeye karar vermiş ve Ekim ayı sonuna kadar yapacağımız sergilere galerisini açmaya söz vermişti. Türkiye’nin bu alandaki en önemli isimlerinden birisinin desteğini almış olmamız, eşi heykeltraş Maria Baraz’ın sürekli sevgisini kazanmış olmamız da önemliydi..
Nicole Lambert sergisi 20 Ocak 2011 için planlandı ve eser seçimi için Paris’e gittik. O günlerde Lambert’in 28 yıldır çizmekte olduğu Madame Figaro dergisi 30’uncu yılını kutluyor ve Lambert için de özel bir bölüm hazırlıyordu. Onun atölyesinde, o bölümde yer alacak olan diğer çizerlerin eserleri de vardı ve aralarında çok iyi bilip tanıdığımız KİRAZ’ın da bir çizimi yer alıyordu. Bu çizimi elime alıp sevgi gösterince, Nicole “Keşke o da gelse sergiye de birlikte açsak” deyince, Roxane “ama tanımıyoruz ki” deyiverdi. O anda olan oldu ve Nicole telefonu alıp KİRAZ’ı aradı, bizim için randevu aldı. Ertesi gün Kiraz’ın evindeydik ve inanılmaz bir hayali gerçekleştiriyorduk...
Böylece İstanbul’da 20 Ocak günü açılacak olan Nicole Lambert sergisi “Nicole Lambert & Kiraz” sergisi halini aldı. Sanatçılar serginin açılışına gelmeyi de kabul ettiler.
Davetiyeler dağıtıldı, Aktif ileti 900 noktaya davetiye götürdü, biz de yaklaşık 2000 adrese e-mail gönderdik, tüm basınımızı haberdar ettik, basın bülteni yayımladık, Koray Erkaya’nın Paris’e gelip Kiraz’ın evinde çektiği fotograflarını basına dağıttık. Fransız Kültür ofisi de sergiyi destekledi ve sanatçıların otel masraflarını üstlendiği gibi, onlar da davetiye gönderdiler ve bültenlerinde sergiye yer verdiler. Olay çok önemliydi, Fransa’nın dünyaca ünlü iki çizeri İstanbul’da sergi açıyordu...
Ne yazık ki, Nicole 17 Ocak akşamı rahatsızlandı ve bir yüz felçi geçirdi, bu nedenle gelemeyeceğini bildirdi. Ama Edmond Kiraz, 87 yaşında olmasına karşın gelecekti, çünkü ailesinin anne tarafı Çanakkaleliydi ve büyükannesi Kadıköy Ermeni Okulu’nun müdürlüğünü yapmıştı yıllarca, oysa Kiraz İstanbul’u hiç görmemişti..
Edmond Kiraz’ı katılımı ile açılış yapıldı.
Açılıştan önce sergiyi ziyaret eden, Türkiye’nin halkla ilişkiler konusundaki en önemli ismi Betül Mardin basının ilgisini çekmek için hemen kollarını sıvadı ve NTV televizyoınunun kültür programının gelmesini sağladı, ayrıca Cem Ceminay N101 radyonun da sergiyi duyurmasını sağladı. Ulusal Kanal’da hafta içi her sabah ekonomi programı yapan Çetin Ünsalan işin ciddiyetini kavramıştı ve beni programına davet edip sergiden söz etmemi istedi. Ancak onların dışında yazılı ve görsel basından kimse, ama kimse gelmedi de ilgilenmedi de..
Bu yakınmamızı doğup büyüdüğüm Şişli’nin yerel gaztesinde duyurarak tarihe not düşmek istedim, çünkü Roxane & Cüneyt Ayral ikilisi olarak, baba kız, biz bu işte PES etmeyeceğiz... Baraz sergilerimiz 10 Mart’ta ünlü Fransız ressamı Jean Luc Guerin, 28 Nisan’da İrlandalı ressam Jakki’nin sergileri ile sürecek. 22 Eylül’de de Fransa’daki sokak resmi geleneğinin temsilcilerinden Stoul İstanbul’daki ilk sergisini açacak.
Bunun dışında Roxane’ın Beşiktaş Belediyesi ve Behçeşehir Üniversitesi ile birlikte sürdürdüğü bir sürpriz projesi var, o da Mart ayında sahneye çıkıyor, genç Türk ressamlarını, fotografçılarını desteklemeyi sürdürüyor..
Ben izninizi istiyorum, yeni romanımı yazmak üzere Fransa’ya gidiyorum... yayımlansa da yayımlanmasa da yazmaya devam edeceğim, bir gün birisi çıkar, bizim plastik sanatlarda yapmakta olduğumuzu edebiyat için yapmaya kalkar, kim bilir ?

Muhteşem ikili..muhteşem işler..ve harika bir yazı..
YanıtlaSilTürk basınının plastik sanatlara ilgisini çekmek için başbakanın yardımı gerekiyor, derin sanat bilgisiyle!!! yaptığı eleştiriler sayesinde Türk sanatçısı basında yer bulabiliyor...
YanıtlaSilBiz yıllardık pes etmedik, sakın siz de pes etmeyin, sizin gibi insanlara ihtiyacımız var...
Sevgiler
Recep Baydemir