Popüler Yayınlar

30 Haziran 2010 Çarşamba

AH BU ZİHNİYET... BİZİ NEREYE GÖTÜRECEK ?


YUKARIDAKİ RESİM İSTANBUL'UN ÜNLÜ EĞLENCE MEKÂNI REİNA..

GEÇEN GECE GİTTİM :-))

NE OLMUŞ DERSİNİZ?

O BOĞAZI GÖREN YÜZÜNE DEV PERDELER KOYMUŞLAR VE MÜZİĞİ DE İYİCE KISMIŞLAR ÇÜNKÜ ARTIK KARAR VERMİŞ YÜCE DEVLETİMİZ VE SAAT 23.59 DAN SONRA BOĞAZI SES KİRLİLİĞİ İLE KİRLETMEYECEKMİŞ BU MEKÂNLAR..




1) Müziği "ses kirliliği" diye adlandıran bir zihniyetin yönetiminde yaşamak ne ağırdır !...
2) Bu mekân Türkiye'nin ve İstanbul'un eğlence yaşamını uluslararası basında en çok tanıtan mekânların başında gelir.. Bu göremeyen bir zihniyetin yönetiminde yaşamak ne ağırdır !...
3) Türkiye'nin ekonomisini ayakta tutan TURİZMDİR ve günden güne de bu bacasız sanayiie olan gereksinmemiz aratacaktır, bunu göremeyen cahil bir zihniyetin yönetiminde yaşamak ne ağırdır !...

REİNA LÜKS BİR MEKÂNDIR, HERKESİN KOLAYLIKLA HARCAYIP GİDEBİLECEĞİ BİR EĞLENCE YERİ DEĞİLDİR, AMA REİNA İSTANBUL'UN EĞLENCE HAYATININ BİR SEMBOLÜ OLMAYI BAŞARMIŞTIR, YOK EDİLMEYE ÇALIŞILACAĞINA, KAZANILMAYA ÇALIŞILMALIDIR...

Not: Yukarıdaki metin bir REKLAM metni değildir. Benim görüşlerimi yansıtmaktadır... Türkiye'nin götürülmek istediği yolda ve yerde bu ince ayarlara çok dikkat edilmesi gerektiği için not ettim.

İSTANBUL'UN YENİ İTALYANI YILDIZ POSTA CADDESİNDE


İSTANBUL'UN YENİ İTALYANI
(Yıldız Posta Caddesi'nde)
SANATA VE SANATÇIYA DESTEK OLUYOR

PİOLA'DA AÇILAN YENİ SERGİYİ SİZ DE GEZİN...




26 Haziran 2010 Cumartesi

MEHMET SAĞBAŞ'IN KISKANÇ RENKLER SERGİSİ THE HALL DA AÇILDI

24 HAZİRAN GECESİ AŞK-I MEMNU TELEVİZYON DİZİSİNİN FİNALİ İÇİN SU ADA DA PARTİ YAPILIYORDU, GAZETELERİN, ÖZELLİKLE DE HÜRRİYET GAZETESİ'NİN İNANILMAZ BİÇİMDE REKLAMINI YAPTIĞI GECE "DİZİ HAYRANLARINI" SU ADAYA ÇEKTİ..

İSTANBUL HAZİRAN AYININ SONU OLMASINA KARŞIN, SOĞUK VE YAĞMURLU BİR GÜN YAŞIYORDU..

AMA MEHMET SAĞBAŞ'IN RESİM SERGİSİ, "KISKANÇ RENKLER" HERŞEYE KARŞIN BAŞARILI BİR AÇILIŞ YAPTI...


SERGİNİN AÇILIŞINA ÜNLÜ SÖZ YAZARI VE DJ MEHMET TEOMAN'IN MÜZİĞİ HOŞ BİR HAVA VERİYORDU.. TEOMAN BİR GÜN ÖNCEDEN GELİP SERGİYİ GEZMİŞ VE MÜZİĞİNİ ONA GÖRE HAZIRLAMIŞTI...



TÜRKİYE'DE SANAT PİYASASININ ÖNDE GELEN İSMİ YAHŞİ BARAZ KONUKLAR ARASINDAYDI, BARAZ, MEHMET SAĞBAŞ'IN RESİMLERİNİ HEYECANLA İZLEDİĞİNİ SÖYLEDİ...



MEHMET SAĞBAŞ'IN HALEN CASA DEL ARTE (MISIR APARTMANI) DE DEVAM EDEN GENÇ YETENEKLER SERGİSİNDEKİ KÜRATÖRÜ, GALERİNN SAHİBİ VE KOLLEKSİYONCU MOİZ ZİLBERMAN DA KONUKLAR ARASINDAYDI..

BASINIMIZIN YAKINDAN İLGİ GÖSTERMEDİĞİ VE YALNIZCA SABAH VE TAKVM GAZETELERİNDE YAYIMLANAN KÜÇÜK HABERLER İLE DUYURULAN SERGİYİ YAKLAŞIK 250 KİŞİ İZLEDİ... SERGİ 03 AĞUSTOS' A KADAR AÇIK KALACAK...



20 Haziran 2010 Pazar

SAĞBAŞ'IN NAİF EROTİZMİ THE HALL BEYOĞLU'NDA


BU EROTİZM
HEM HEYECANLANDIRACAK
HEM GÜLDÜRECEK

SAĞBAŞ'IN NAİF EROTİZMİ
THE HALL BEYOĞLU'NDA

Fotograf sanatçısı Koray Erkaya'nın "Don't Tell Mamma" erotik fotograf sergisi ile başlayan
 "THE HALL DA EROTİK DİZİ" 
üçlemesinin ikincisi, 
24 Haziran da açılıyor.. 



"KISKANÇ RENKLER" başlığı ile seyircisine sunulacak olan M. Sağbaş'ın naif resimleri için, serginin küretörleri Roxane ve Cüneyt Ayral : "Bu sergi hem eğlendiriyor, hem düşündürüyor, hem de gerçeklerle yüzleşmemizi sağlıyor, çünkü Sağbaş, erotik kadınlarının yanına erkekleri ,"hayvanlar" olarak yerleştirmiş. "Hayvan erkekler" acaba bir küfürün sonucunda mı, yoksa sevilen okşanan ve korunan kediler, köpekler ve balıklar mı? Bu sergide kadınlar, kendi özgüvenleri ile "erkek erkil" dünyaya karşı çıkarlarken, bir yandan da kadınlıklarını unutmuyorlar ve jartiyerlerini düzeltiyorlar. Erkekler ise bir kere daha düşünmeye başlayacaklar..." diyorlar...

Topkapı Sarayı'da açılan "İstanbul Bir Maceradır 1+4+5+3=13" Broz yorumlar ve mısralar sergisi ile isimlerini duyuran Roxane ve Cüneyt Ayral, kürtörlüğünü ve organizasyonunu üstlendikleri  üçüncü sergileri "KISKANÇ RENKLER" ile sanat dünyasına yeni bir ivme getiriyorlar. Sergi açılışlarının her birisini bir etkinlik (party) haline getiren ve insanların sanatla buluşmalarını eğlence haline sokan Ayrallar, KISKANÇ RENKLER sergisinin 24 Haziran'daki açılış partisine de ünlü DJ Mehmet Teoman'ı davet etmişler. Mehmet Teoman, serginin ruhuna uygun "EROTİK NOSTALJİ" müziği yapacağını söylüyor..



KSKANÇ RENKLER in ressamı Mehmet Sağbaş hayli ilginç bir kişilik, Rize'nin, Pazar ilçesinden ünversitede okumak için, ilk kez geldiği İstanbul'da Elektronik Haberleşme Mühendisi olan Sağbaş, şimdi Maltepe Üniversitesi'nde yardımcı doçent olarak bilim yaşamını da sürdürüyor, am dur durak bilmeden boyadığı tuvalleri için: "onlar benim hayal dünyam, onlarsız yaşayamam" demeyi de sürdürüyor...



Istanbul's First Trans Pride @ Istanbul, Turkey - June 13, 2010

19 Haziran 2010 Cumartesi

ARTİZAN - BİLGE MESCİ GENÇ TASARIMCILARI AĞIRLIYOR


GENÇ TASARIMCILAR
ARTİZAN'DA AĞIRLANIYOR


Size 43 yıl öncesinden söz ediyorum !

Ankara'da Cihhan Caddesi'nin Farabi sokağı'nın köşesindeki, yer altına doğru ARTİZAN SANAT GALERİSİ'nden söz ediyorum.. Kopkoyu simsiyah saçlrı ve uzun boyu ile siz karşılayan Bilge Mesci'den..
Her keresinde bir usta sanatçıyı seçip galeride sergisini açan Ertan Mesci'den söz ediyorum!

Yıllar birbirini kovalıyor ve bir gün Bilge Mesci'yi ARTİZAN MODA EVİ olarak Osmanbey Zafer Sokağındaki yerinde görüyorum...

Geçen gün gelen davetiyede ise artık usta be bilinen bir modacı olan Bilge Mesci'nin doğru ve saygın bir işe daha imza attığını görüyorum:

BARIŞ TATAR, NURTEN YÖRÜK, HİCRAN KİREMİTÇİ, MELTEM PAMUK VE GÖZDE TEKİN

Tasarımları ile Artizan'da ağırlanıyorlar. Genç tasarımcılara, kumaş deposunu ve atölyesini açan Bilge Mesci ise çocuk gibi seviniyor, alkışlıyor çocukları...

Ne hoştu bir görseydiniz.. tasarımlar bir hafta kadar kalacak yerinde.. Gidin görün ve kimler yetişiyor siz de anlayın...

Gönül Paksoy'un öğrencileri... Paksoy'da başarılı öğrencilerine birer kitabını armağan ediyor...



http://www.modaturkiye.com/tr/haberler/1044/gonul-paksoy-trajectories-sergisi-rezan-has-muzesinde.html





Sunar...



Chantal Poupaud'ın filimi

http://www.crossdresser-lefilm.com/


EYLÜL DE İSTANBUL'DA
THE HALL DA



AYRINTILI BİLGİ YAKINDA BURADA...



2009 yılında yapmış olduğum Bizim mutfak TV programının jeneriği

MEHMET SAĞBAŞ'IN ŞİİRİ

24 Haziran da The Hall da RESİM sergisi açılacak olan Mehmet Sağbaş'ın aynı zamanda şair olduğunun ilânıdır...

Cüneyt



Aşk Bezirgânı


Sen...
Mis kokulu, teni pelüş rüyalar gibi yumuşak,
Asırlık taşları eriten cinsten dokunuşların...

Ben..
Tenine dolanan, kıvrımlı coğrafyanda gezinen Macellan

Sen...
Upuzun kollarınla mühürlerdin bedenimi,

Ben...
İnatla, senle didişen yaramaz çocuk olurdum

Biz...
Zıpır bilmeceler sorardık birbirimize sarıldığımızda...

Seni gidi aşk bezirgânı seni...

“Annem ve Kızım” Sergisi 2010-2011 e GİTTİM



“Istanbul Concept” veBir Nokta”, Erkek Sanatçı ve Tasarımcıların eserlerinde/tasarimlarinda anlattiklari kizlarini ve annelerini  izleyenleri ile  buluşturuyor...


“Annem ve Kizim” Sergisi 2010-2011


Kurator Isik Gencoglu, bu yil ikincisini gerçekleştirecekleri “Annem ve Kizim” sergisini Istanbul Concept ile Bir Nokta ev sahipliğinde yapiyor.

Ulkemizin dunyaca taninan Erkek sanatçı ve tasarımcıları, “Bir Nokta” işbirliğinde, 15 – 23 Haziran tarihleri arasında “Annem ve Kizim” sergisiyle ikinci defa İstanbul’daki izleyenleri ile bulusacak. Gezici sergi konsepti ile planlanan sergi, tum bir yil boyunca cesitli mekanlarda ziyaret edilebilecek.

Gectigimiz yil uc kusak kadin olarak gerceklestirilen serginin bu yil farkli ve bir o kadar da ozel olmasinin sebebi sanatcilarin/tasarimcilarin birer baba olmasi ve kizlari ile anneleri arasindaki iliskiyi, yorumladiklari eserleri/objeleri ile sergileyecek olmalari.

Farklı disiplinlerden sanatçıların buluşma noktası olan ve cesitli sergiler düzenleyen “ISTANBUL CONCEPT”in 2009 Mayis ayında düzenlediği ilk sergiden sonra ikinci sergisi olma özelliğini taşıyan “Annem ve Kizim 2010-2011” sergisi, aralarında seramik, cam, metal, tekstil, takı ve heykel tasarımcılarının da yer aldığı 17 tasarımcı ve sanatçının eserlerini görme fırsatı sunacak.

“Annem ve Kizim” Sergisi, 15– 23 Haziran 2010 tarihlerinde, 10.00-19.00 saatleri arasinda “Bir Nokta”da görülebilir.
’Annem ve Kizim’ Sergisi’nde eserleri/tasarimlari gorulebilecek bazi sanatcilar/tasarimcilar:
Adnan Serbest/                Tasarimci, Alp Nuhoglu/ Tasarimci, Erdem Akan/ Tasarimci
Esber Karayalcin/ Heykeltras, Gokhan Kirdar/ Muzisyen, Hakan Kirdar/ Tasarimci,
Hayri Karay/ Heykeltras, Ihsan Duygulu/ Mimar, Irfan Sayar-Zihni Sinir/ Tasarimci,
Kutay Uzer/ Seramik Sanatcisi, Mario Levi/ Yazar, Mustafa Fehmi Ilik/ Ressam,
R. Sadri Sayiogullari/ Hat ve Tezhip Sanatcisi, Recep Baydemir/ Fotograf Sanatcisi ve
Yilmaz Zenger/ Tasarimci



ISTANBUL CONCEPT

Tanıtım:
Istanbul Concept, tek cümlede, Türkiye ve yurtdışından önemli sanatçı/tasarımcıları İstanbullu'larla buluşturan, sanatın çeşitli alanlarında etkinlikler düzenleyen, genç, dinamik, yeniliklere açık bir kuruluştur. Üzerinde yaşadığımız toprakların gücünü, kültürünü, estetiğini, bereketini, düzenini ya da karmaşasını, sanat ve tasarım aracılığıyla, ulusal ve uluslar arası cok cesitli sanat platformlarda tanıtmak ve anlatmak amacıyla doğdu.



Yaratici ekip:
Küratör: Işık Gençoğlu                 Fotoğraf Sanatçısı: Recep Baydemir
Editör: Berrin Türkmen Orat        Grafik Tasarim: Hakan Kirdar

Hedefler:
Bugün ve daima hedefi İstanbul gibi eşsiz hikayelere sahip her biri ozgun  çalışmalar yapmak, her boyutta evrenselliği yakalamak. Portföyünde pek çok yerli ve yabancı sanatçı ve tasarımcıya yer veren Istanbul Concept, kültürü yaymaya ve zenginleştirmeye yönelik etkinliklerinde yerel ogeleri kullanarak, özellikle de kimlik sahibi, topraklarımıza ait ancak yine de evrensel hitap gücü olan teknik ve yetenekleri destekliyor; bu baglamda etkinliklerinin her noktasında trendler ve teknolojik gelişmelerle buluşuyor.

Halen tasarım yönetimi, sergi düzenleme, etkinlik yönetimi, multi-media tasarımı ve sanatçı temsilciliği gibi ve benzeri pek cok alanda çalışmalar yapan Istanbul Concept, önümüzdeki günlerde yeni filizlenen “sanat ve tasarım enstitüsü” kimliğiyle seminerler gerçekleştirmeyi, kültürel yayıncılık ve danışmanlık alanlarına farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor. “Samimiyet ve insana önem” ilkelerine sadık Istanbul Concept tüm çalışmalarında sirket felsefesiyle özdeş sosyal sorumluluk projelerinin destekçisi olmayı görevi biliyor.

ISTANBUL CONCEPT bir Istanbul Promosyon Ltd. markasidir.


*Yeniçarşı Cad. Galatasaray Apt. No:26/3 Galatasaray-Beyoğlu/İST
Tel: 212 244 91 83 Faks: 212 244 91 86
Bilgi İçin:
Istanbul Concept
Tel: 0216 3919131
              isik@istanbulconcept.com                      

DON'T TELL MAMA KORAY ERKAYA'NIN SERGİSİ 18 HAZİRAN'DA BİTTİ

Sinan Ayral 2008 First time saz playing

17 Haziran 2010 Perşembe

BU SERGİ ÇOK KONUŞULACAK

                            


Önümüzdeki günlerde İstanbulluları bekleyen çok konuşulacak bir sergiden bahsedeceğim sizlere. Mehmet Sağbaş’ın  “Kıskanç Renkler” isimli resim sergisi,  Roxane-Cüneyt  Ayral küratörlüğünde,  Beyoğlu Emek Sineması’nın biraz ilerisindeki, eski bir kilisenin parçası olan, “The Hall” adlı mekanda gerçekleştirilecek.

Mehmet Sağbaş, Rize’nin ulusal resim sanatımıza ve bilim dünyamıza sunduğu armağanlardan biri… Sağbaş, 1977 yılında, Rize’nin Pazar ilçesinde doğdu. İlk, orta ve liseyi Rize’de derecelerle bitirdi. Ardından Rize il üçüncüsü olarak İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliğini kazandı ve kendini İstanbul’da buldu. Yıldız Teknik Üniversitesinde doktorasını tamamladı.(2007) Şimdilerde Maltepe Üniversitesinde Yrd. Doç. Dr. olarak görev yapmaktadır.

Mehmet Sağbaş bilimde yeterince mutlak gerçeklerle uğraşıyor, sanatta ise mümkün olduğunca nesnellikten uzakta… Dış dünyada gördüğü objeleri, varlıkları ve mekânları kendi hayal süzgecinden geçirerek aktarıyor tuvallerine.   Fotoğrafçılıkla da uğraşan biri olarak ben, böyle resimleri seyretmekten daha çok zevk alıyorum. Gerçeklikleri zaten objektifimden yansıtabiliyorum. Ressamın kendine özgü hayalleri, resmi izleyenlerin hayalleriyle birleşince kişide tatlı bir ürperti, derin bir haz, karmaşık düşüncelerle farklı ufuklara yelken açmaya meyilli, heyecanlı çocuksu bir ruhun varlığını su yüzüne çıkarmasına vesile oluyor. Bir yanda prensesler gibi etekleri fırfırlı şeker ama masum kadınlar, bir yanda kadınlığını ön plana çıkartarak bedenlerini cüretkâr bir şekilde sergileyen yolcu kadınlar ve bir yanda da tüm bu kadınlara eşlik eden hayvansı yaratıklar... Yanakları al al olmuş sevgiden yapılmışçasına bizlere tatlı bir gülümseyişle bakan hayvansı yaratıklar. Sanki Alice’in dünyasından fırlamışçasına… Tamamen öznel duygularla aktarılmış tuvale. Gerçeklik ya da gerçekçilik kaygısı gütmeksizin. Hani küçük kardeşlerin ya da tatlı torunların eline boya kalemi verip de “Hadi çiz bakalım bişeyler” deriz ya, çocuk da tüm masumiyetiyle kendi bildiği gibi ya da olmasını istediği gibi ya da hayal ettiği gibi çizer ya, işte Mehmet Sağbaş’ın resimleri de öyle bir şey…

Mehmet Sağbaş böyle bir adam. Şimdi de gelelim bu serginin küratörlerinden Cüneyt Ayral’a. Kendisini size tanıtırken İç giyim uzmanı mı desem, yazar-şair, prodüktör, danışman, radyo programcısı, fotoğrafçı, muhabir, metin yazarı, ticaret adamı, AFSAD’ın kurucularından (Sinan Çetin ile), …  yok  yok böyle olmayacak normalde bir insanın bir mesleği olur belki birkaç da hobisi… Bu nasıl bir şahsiyet böyle diye merak edenleriniz kesin vardır, o yüzden bu adamdan şöyle bir üstten bahsedeyim. Kendileri bu serginin küratörüdür kızı Roxane ile beraber.  Beyoğlu’nda The Hall adlı mekanda sergiler gerçekleştirmeye başladılar. Başladılar diyorum yanlış anlaşılmasın çok daha öncelere dayanıyor Roxane-Cüneyt Ayral’ın küratörlüğü. Fransa ve Türkiye arası mekik dokuyan küratörler eğlence ve sanat sektöründe kendi şirketlerini de kurdular. Cüneyt Ayral aynı zamanda  içgiyim konusunda uluslararası yayınlarda (Linea Intima) makaleler de  yayımlıyor. Kendi konularında konferansçı da olan Ayral, üniversitelerde konusuna ilişkin konferanslar veriyor. Yayımlanmış on dördün üzerinde kitabı da var. -Bunlardan en çok dikkatimi çeken isim “The Sutyen” olmuştu. İlk duyduğumda “İnsan sütyen hakkında bir kitap dolusu şeyler nasıl yazabilir ki?” diye düşünmüştüm. Fakat bir şeyi unutmuşum. Eğer yazarı Cüney Ayral’sa az bile… İkinci cildini bile basar bu adam! -

Roxane-Cüneyt Ayral küratörlüğünde gerçekleştirilecek olan Mehmet Sağbaş’ın “Kıskanç Renkler” isimli sergisinin açılışında  “Kadınım Şarkısının Mucidi” adlı yazımda da (geçenlerde yayınladığım) bahsettiğim, tıpkı küratörler ve sanatçı kadar çok yönlü üretkenliğe sahip bir başka şahsiyet, 70’li yılların unutulmaz şarkılarının söz yazarlığına imzasını atmış olan Mehmet Teoman da, dj lik performansını sergileyerek görsel şölene işitsellik de katmış olacak. Sergi 24 Haziran-3 Ağustos tarihleri arasında Beyoğlu The Hall’ de tüm sanatseverlere kapısını açacak. Ben gideceğim ya siz?



Sanat  ve sevgi ile

Şöhret DOĞRUYOL

13 Haziran 2010 Pazar

BEBEK ŞENLİĞİ (!) YAPILDI...

ŞENLİKTEN ÇOK PANAYIR YA DA KERMES...

BEBEK ŞENLİĞİNİN 5İNCİSİ 
11-12-13 HAZİRAN 2010 DA YAPILDI


DAHA ÇOK BİR KERMES HAVASINDA GEÇEN ŞENLİKTEKİ KÖTÜ MÜZİK DÜZENİ, SAHNE ALAN SANATÇILARIN İYİ DUYULMAMASINA, İYİ DİNLENEMEMESİNE NEDEN OLDU.. BALIKÇILARIN, KÖFTECİLERİN VE BİRACILARIN İSTİLASINDA GEÇEN ŞENLİK (!) TE YALNIZCA ESNAFIN SATIŞLARI VARDI, ONUN DIŞINDA KÜLTÜRE, KÜLTÜREL ETKİNLİĞE DAYALI HİÇBİRŞEY GÖZLENMEDİ...





TRANS PRIDE IN ISTAN BUL


TODAY

13 JUNE 2010

FIRST TIME IN ISTANBUL 
WE WERE WALKING ON THE MAIN STREET OF THE CITY
FOR TRANS PRIDE

WE ASKED ALL TOGETHER FOR THE EQUAL HUMAN RIGHT'S 
FOR CROSSDRESSERS - TRANSVESTITES AND TRANSEXUALS

WE ALL TOGETHER ASKED A DEMOCRATIC AND LOWFULL STATE

WE SAD "STOP ABUSING CD'S TV'S AND TS'S"




Bugün 13 Haziran 2010 İstanbul Beyoğlu İstiklâl Caddesinde ilk defa Travestiler - Transeksüller özgürlük ve eşit haklar için yürüdüler, öldürülen arkadaşlarının katillerinin bulunması için yüksek sesle bağırıdılar, insan gibi yaşama haklarının verilmesini istediler, ötekileştiren toplum değil, birleştiren, özgür bir toplum için el ele verdiler, özgür- demokratik ve hukuka bağlı bir Türkiye istediklerini söylediler...




Ben de, yıllardır sürdürdükleri bu "insan olma ve insan gibi yaşama" savaşımında yanlarında olduğum arkadaşlarımı yalnız bırakmadım ve onlarla birlikte yürüdüm.

 Ama ne Bülent Ersoy vardı, ne Huysuz Virgin vardı ne de Seyhan Soylu oradaydı... 

Üzüldüm...









BU NE İŞTİR ?

İSTANBUL BEBEK, AŞİYAN KAVŞAĞINDAKİ TRAFİK IŞIĞININ NE İŞE YRDIĞINI ANLAMAK İÇİN MÜNECCİM OLMAK GEREKİYOR...


ÇÜNKÜ DENİZ  TARAFINDAN KARA TARAFINA KARIŞIDAN KARŞIYA GEÇMEK İÇİN ÖNCE YOL KENARINA KOYULAN ÇELİK HALATLARI AŞMAK GEREKİYOR..

ŞEHİRCİLİK VE ŞEHİR PLÂNLAMASI, TRAFİK VE YAYALARIN RAHATLIĞI KONUSUNDA İYİCE UZMANLAŞTIĞIMIZ NASIL BELLİ OLUYOR :-)))))

TAM BİR "KİM KİME DUM DUMA" KEŞMEKEŞİ YAŞANIYOR ŞEHİRDE...

MEHMET SAĞBAŞ SERGİSİ BASIN BÜLTENİ

MEHMET SAĞBAŞ’IN
KISKANÇ RENKLER’İ
THE HALL’DA

Bu yaz The Hall’da düzenlenen
EROTİK ÜÇLEMENİN
İkincisi 24 Haziran’da açılıyor



İlginç bir kimliği var Mehmet Sağbaş’ın. Elektronik ve Haberleşme Mühendisliğini İTÜ’de okuduktan sonra Yıldız Teknik Üniversitesi’nde doktorasını yapmış. Şimdi ise Yardımcı Doçent olarak Maltepe Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapıyor.

Rize’nin Pazar İlçesi’nde 1977 de doğmuş olan sanatçı liseyi bitirene kadar bu ilçede yaşıyor ve hayal dünyası günden güne gelişiyor. Genç yaşında çiziktirmeye başladığı resimlerini, boyadığı küçük tuvallerini kimselerle paylaşmamış olan Mehmet Sağbaş’ın resimlerinin temel unsuru “kadın”, çünkü insan figürü olarak yalnızca kadınları boyuyor ve kadınların etrafında yarattığı çocuksu dünyasında renklerin cümbüşü, erotizmin açlığı, doğanın görkemi erkekleri hep saklıyor. Mehmet Sağbaş’ın erkekleri hep hayvan figürleri olarak çıkıyor karşımıza, üstelik bu “hayvanlar” hep kadınların korumasındalar.



Çıplaklığı ile övünen ve kendine olan güvenini böyle sergileyen kadınlar anne, sevgili, kız kardeş ya da kız arkadaş olarak beliriyor resimlerde, ancak koruyan, yönlendiren ve meseleye hakim olan her zaman kadın. Mehmet Sağbaş gizli bir feminist mi? Sorusunun yanıtını ise hayvan kılığındaki erkeklerin bakışları, dokunuşları hayırlıyor.

Gündelik yaşamımızın masalsı öyküsünü resimlerine aktaran Mehmet Sağbaş Rize’nin ulusal sanatımıza sunduğu naif resmin genç ustalarındandır.



Roxane ve Cüneyt Ayral’ın küratörlüğünde, Beyoğlu The Hall’de 24 Haziran – 03 Ağustos arasında açılacak olan sergisi sanatçının Çukurcuma Artist galerisinde 2009 da açmış olduğu sergisinden sonraki ikinci kişisel sergisidir.


AÇILIŞ AKŞAMI ÜNLÜ DJ
MEHMET TEOMAN
“EROTİK NOSTALJİ”
BAŞLIĞI İLE MÜZİK DİNLETECEKTİR




AÇILIŞ 24 HAZİRAN 2010 SAAT 19.30 DA SEÇKİN BİR DAVETLİ KİTLESİ İLE YAPILACAKTIR. DEĞERLİ BASIN MENSUBU ARKADAŞLARIMIZ DAVETLİDİR...
SERGİ SÜRESİNDE THE HALL DA FOTOGRAF ÇEKMEK YA DA FİLİM ÇEKMEK SERBESTTİR.







9 Haziran 2010 Çarşamba

TÜRKİYE NASIL DEĞİŞİYOR ?

Eskiden, yani bundan 45 – 50 yıl öncesinde ayakkabıların topuklarına ve burunlarına demir çakılırdı, bu hem, yürürken afilli bir ses çıkartır, hem de ayakkabının tabanının eskimesini önlerdi. Şimdi giyindiğimiz ayyakkabıların kösele tabanları hemen hemen yok gibi...


Bir zamanlar yarım paket margarin, ya da bir paket Bafra sigarası elde edebilmek için saatlerce kuyruklarda bekler, itişir kakışır, rüşvetle evine koliyle margarin getirtenleri kınardık...

Yollar bozuktu, yağmur yağdığında çamur olurdu, o nedenle şehirlerdeki apartmanların önünde bir demir vardı ki, ayakkabıların tabanları orada çamurdan arıtılırdı, şimdi olduğu gibi eve gelene “galoş” verilmezdi...



Dolmuşlar, yoldan geçeni alır, taksiler “dat-dut” etmeden yolcusunu beklerdi. İstanbul’da, Avrupa yakasından Anadolu yakasına Kabataş’tan arabalı vapur iskelesinden, vapurlarla geçilirdi.

Eskiden sinemaya , tiyatroya giderken, sanata ve sanatçıya olan saygıdan olacak, insanlar kravat takar, ceket giyinir, hanımlar ise özenle seçerlerdi giyimlerini.

Yarım paket Amerikan sigarasını, enselenmemek için çorabımızın içinde saklar, mahallenin en güzel kızını bu paketle tavlardık, ertesi gün bir tane sigarası eksilmiş paketi en yakın arkadaşımıza verir, onun da bir başka güzele yâr olmasını isterdik. Eskiden “yakın arkadaş” vardı, şimdi nedense adı “kanka” oldu...

Eskiden, bir mekâna bir milletvekili girdiğinde herkes “neredeyse” ayağa kalkar, selamlar, saygı duyardı. İnsanlar kendi seçmiş olduklarının değerini bilir, milletvekiline saygı göstermenin, aslında kendine saygılı olmak anlamına geldiğini düşünürdü. İnsanlar eskiden DÜŞÜNÜRDÜ... Ama saygı gösterilenler de buna lâyık insanlardı, söyledikleri sözün bir değeri, anlamı olduğunu bilirdi herkes...

Şimdi bakıyorum da Türkiye çok, ama çok farklı bir ülke olmaya başladı... 7,5 yıldır süren AKP iktidarı, insanları farklı bir yöne yönlendirmek için son derece ciddi bir çaba içine girdi.

Bütün gün televizyonlardan, “memleketin” ne kadar iyiye gittiğini duyuyoruz, dinliyoruz ama iş sokaktaki insana gelince, duyup dinlediklerimiz çok farklı...

Nasıl olmuşsa olmuş, BM Güvenlik Konseyi’ne geçici üye olmuşuz. Eh bu başarı tabii, ama bu başarı yüzünden içerde olup biteni unuttuk, ha babam, de babam dışardaki sorunlarla uğraşıyoruz.

Hani şu son günlerin kıyameti Mavi Marmara Gemisi meselesi var ya...





• Bu gemi yola çıkmadan önce İsrail’in Ankara’daki büyükelçisi televizyona çıktı ve “biz bu gemiyi sokmayız kardeşim” dedi. İsrail’in yönetiminin faşist ve sorumsuz bir yönetim olduğunu da biliyoruz, bu da sürpriz değil. Eee peki neden gönderdik o zaman bu gemiyi? Hem Türkiye’nin tüm yardımlarını KIZILAY götürmez mi, geleneğimiz bu değil midir? Bu yeni yardımcılar nereden türediler? Neden onlar yapıyor bu işleri de Kızlay’ın esamesi okunmuyor?

• On kişi öldürüldü bu gemide, peki bunun hesabını hangi vurdumduymazlar verecek?

• İsrail bizi, Kıbrıs’ta işgalci olarak gördüğünü söylüyor ve bize karşı eyleme geçecek(miş), bunun altından nasıl kalkacağız?

• PKK gün geçmiyor adam öldürüyor, şehit cenazesinden geçilmiyor ortalık. Ah vah ediyor hükümet, cenazelere bakanlar, milletvekilleri gidiyor, ama Taksim Meydanı’nda eylem yapan ve “artık yeter” diyen kimse yok. Bu ne biçim duyarlılık. Yani PKK’nın öldürdükleri, Mavi Marmara Gemisi’nde ölenlere göre ikinci sınıf şehit mi oluyor? Bilsek de ona göre davransak !



• ABD bizimle dalga geçiyor. O ilk ziyaretini bize yapan Obama, Güvenlik Konseyi’nde İran’a karşı yaptırım kararı aldırıyor ve bizim Brezilya ile kalkıştığımız diplomatik girişimi kabul etmediğini, bu karar açıklanmadan bir iki saat önce bize bildiriyor. Hani onurlu dış politika?



• Hani Ermenistan işini çözüyordu bizim “romantik” dışişleri bakanımız? Ne oldu? Sorsak şimdi “onun da zamanı gelecek, göreceksiniz..” diye ortalama bir yanıt alacağız.

“Memlekette” Maden işçisi grizuya kurban, işçi, memur, emekli açlık sınırında, İstanbul desen ayrı alem, bir yağmura teslim oluyor, insanların yağmur suyunda boğulduğu bir “çağdaş” metropolde yaşıyoruz anlayacağınız...

Anlatmakla bitmez...

Türkiye değişiyor, artık yurttaşını umursamayan, ille bölgesel güç olmanın, yurt dışında sevilip sayılmanın (!) mağrifet sayıldığı bir ülkeye dönüşüyor..

Avrupa Birliğine girmenin “hedef” olduğu, ama bu hedef için hiç bir uyumun olmadığı bir garip ülkeye dönüşüyor ve inanın ben bu Türkiye’yi anlayıp, tanımakta güçlük çekiyorum...

8 Haziran 2010 Salı

BEYOĞLU



http://www.mimdap.org/w/?p=11871

Yukarıdaki link çok önemli bilgiler ve fotograflar içeriyor, ancak :

1) Beyoğlu Belediyesi çakmakta olduğu plaketleri en azınan  Türkçe ve İngilizce olarak yapmalıdır

2) Markiz Paastahanesi'nin üzerindeki Roberts Cafe yazısı çıkartılmalı ve pastahanenin orijinal görüntüsü korunmalıdır


3) Namanlı Yurdu feci bir durumdadır, kurtarılmalı, içinde bulunduğu döküntü halden sıyrılması sağlanmalıdır.
 
4) Rejans Lokantasına birisinin tas kebabı ile beefstragonof arsındaki farkı öğretmelidir



Benim aklıma ilk anda gelenler bunlar, başka önerileri olanla da yazarlarsa eğer ne iyi olur

Cüneyt Ayral

“KADINIM” ŞARKISI...



MEHMET TEOMAN ÇEKTİĞİ İLK FOTOGRAFLARINDAN BİRİSİNİ SON KİTABIMIN, MÜREKKEP KÂAT VE SEN'İN KAPAK FOTOGRAFI OLARAK KULLANMAMA İZİN VERDİ.. KULLANDIM !.. AMA NE OLDUYSA BİR TÜRLÜ KİTABI ONA ULAŞTIRAMADIM, YA KİTAP GİTTİĞİNDE O YOKTU, YA DA O BURALARDAYKEN BEN YOKTUM.. GEÇENDE HABERLEŞTİK.. EN İYİ YOLU BULDUK, 24 HAZİRAN 2010 DA THE HALL'DA AÇILACAK OLAN MEHMET SAĞBAŞ RESİM SERGİSİNİN AÇILIŞINDA "NOSTALJİK EROTİK" MÜZİK YAPACAK, BEN DE KİTAPLARI KOLTUĞUMUN ALTINA ALIP ONA GÖTÜRECEĞİM, BİRİSİNİ BEN İMZALAYIP ONA VERECEĞİM, BİRİSİNİ DE O İMZALAYIP BANA GERİ VERECEK.. PRATİK ÇÖZÜM DEĞİL Mİ?




Cüneyt Ayral

“KADINIM” ŞARKISI...



Başlığı okuyanların hangi kadınım şarkısı demeyeceğinden çok eminim. Çünkü sadece bir tane “Kadınım” şarkısı var. Dünyadaki şarkıların hemen hemen hepsi kadın ve erkek ilişkilerine dayanırken bizim ülkemizde kadınım deyince aklımıza sadece tek şarkı geliyor. Tanju Okan’ın, Mehmet Teoman’dan ricası sonucu ortaya çıkan muhteşem şarkısı…Hani zevkler ve renkler tartışılmaz derler ya da her yiğidin ayrı bir yoğurt yiyişi vardır. Fakat nedense kadınım deyince herkes ortak bir paydada buluşuyor. Şimdiye kadar “Ben o şarkıdan hoşlanmıyorum”u bırakın da, bu şarkının adı geçince o şarkıya övgüler sıralamayan bir insan görmedim. Peki ama kimdir bu muhteşem şarkının söz yazarı?

Mehmet Teoman’ın sıradan bir hayatının olmaması lazım ki tüm insanları derinden etkileyebilen bu harika şarkıyı ortaya çıkarabilsin. Büyük dedesi Varşova Mutasarrıfı ve Trabzon Valisi Reşat Paşa, dedesi Beylerbeyi Sarayı doktoru, babası kordiplomatik müfettiş ve Maarif ve Galatasaray Lisesi Müdürlerinden Ali Teoman. Böyle bir aileyi duyunca zaten genlerden bir şeyler gelmiş diyebilirsiniz. Sadece bu kadar olsa… 1950’lerde ilkokulu Paris’te okudu. 1960’larda Galatasaray Lisesi’ni bitirdi, biraz hukuk, biraz gazetecilik tahsili gördü. Muhabirlik, otobüs firmalarında hostluk, çeşitli otellerde resepsiyon memurluğu, küçük çaplı turistik tesislerde yöneticilik görevlerinde bulundu. Bu dönemde ilk evliliğini ve er olarak askerliğini yaptı. 1970’lerin başlarında Koç topluluğuna girdi ve üç yıl boyunca TOFAŞ’ın Güney Doğu bölge sorumluğu görevinde yer aldı. İstifa edip şarkı sözü yazmaya başladı. 1980’lerde gazino, gece kulübü, tiyatro vb. mekânlara şov, kabare, müzikli oyunlar yazdı yönetti, sahneye koydu. Aynı sektörde menajerlik, emprezaryoluk, süpervizörlük, danışmanlık, prodüktörlük ve işletmecilik yaptı.

Araya butik giyim imalatı, mağazacılık, defile organizasyonları ve koreografisi, gümüş takı, hediyelik eşya sektörlerinde imalat ve idareciliği de sıkıştırdı. Bu dönemde ardı ardına iki evlilik yaptı. Bu evliliklerden biri ünlü şarkıcı Ayşegül Aldinç ileydi.

1990’larda çeşitli sanatçılara albüm konsept ve prodüktörlüğü yapmanın yanı sıra, bir sinema filminde ve çeşitli televizyon dizilerinde küçük roller aldı. Yeni kurulmuş bir kanalda kendi hazırlayıp sunduğu özgün formatta 100 bölümlük sohbet programına imza attı. Bu dönemin sonuna doğru DJ’liğe soyundu.

2007 yılının Ağustos ayında her türlü gece çalışmalarını, iş ilişkilerini askıya alarak, kalem kâğıdı bir kenara bırakarak hayatında ilk defa edindiği bir fotoğraf makinesiyle ve hiç bir eğitim almadan sokaklarda kendi deyimiyle “Objektifiyle şarkı sözleri yazmaya” başladı.

Mehmet Teoman her an her yerde karşınıza çıkabilir bazen bir Nükhet Duru, Ajda Pekkan, Tanju Okan ya da Zuhal Olcay parçasında, bazen internette fotoğrafçılıkla ilgili bir sitede, bazen bir gece kulübünde DJ olarak ya da televizyonda bir program sunucusu ya da bir sinema filminde oyuncu, senarist ya da yapımcı olarak ya da menajer, prodüktör, muhabir, işletmeci vs…





Nükhet Duru’yu Nükhet Duru yapan Beni Benimle Bırak şarkısının sözlerini yazan; Neyzen Ali’yi Uluslararası Monroe Caz Festivali’ne çıkartan; Nisa Serezli, Tolga Aşkıner, Göksel Kortay, Kerem Yılmazer, Hadi Çaman, Mehmet Ali Erbil, Ali Poyrazoğlu, Uğur Yücel gibi değerlerimizi, her şeyleriyle uğraşıp ülke sınırları ötesine dek tanıtan Mehmet Teoman’dı.





Zuhal Olcay’ın ilk albümü Küçük Bir Öykü’nün tüm sözlerini yazmış; nice kabare, müzikal de, onun eseri olmuş; Candan Erçetin’le kurduğu bir şirketle radyo, TV programları yapmıştı. Timur Selçuk’la da grup oluşturmuştu. Biliyorum şu anda bu satırları okuyanlar –kendisini tanıyanlar hariç-“Bu adam nasıl bir adammış böyle” diyecekler. Yalnız şunu da belirteyim anlattıklarım çok üstten şeylerdi aslında. Ayrıntılara inersem klavyeye basmaktan parmaklarımın ağrıyacağını düşündüm. Fakat şunu da eklemeden geçemeyeceğim, Mehmet Teoman’ın çektiği fotoğraflara hemen şimdi internetten arama motorundan bakmanızı istiyorum. Tanıdığım pek çok fotoğraf dersi veren insandan çok daha iyi fotoğraflar çekmiş sanatçı. Benim inandığım şey de burada saklı aslında. Sanatçı… Sanatçı dediğin bir alanla sınırlı kalmamalı gerçek bir sanatkârsa eğer elini attığı her işte sanatını konuşturmalı, kendisini sınırlamamalı bir branşla.






“Pekiyi ama şimdi bu adam nerede?” diyenler var mı acaba? Duyar gibiyim cevabı. Kendisi gibi pek çok alana el atmış olan en son yazar ve küratör olarak takip edebildiğim Mehmet Teoman’ın samimi arkadaşı Cüneyt Ayral’ın ilginç ve farklı konseptli sergi açılışlarından birinde dj lik yapacak. Roxsane ve Cüneyt Ayral’ın küratörlüğünde Beyoğlu The Hall’de(Emek Sineması’nın biraz ilerisinde) başarılı ve çok yönlü ressam Yrd. Dç. Dr. Mehmet Sağbaş’ın 24 Haziran’da açılacak olan sergisinde Mehmet Teoman’ın performansını izleyebilirsiniz.

Sanat ve sevgi ile

Şöhret DOĞRUYOL